EN GÜZEL ÖRNEKLER ALLAH'A AİTTİR
HİKMETLE UYARMANIN ÖNEMİ
ALLAH'IN SONSUZ GÜCÜ
ALLAH'IN DELİLLERİ
ALLAH'I ANMAK
KURAN'IN İNDİRİLİŞ AMACI
ALLAH'IN SONSUZ NİMETLERİ
ALLAH RIZASINI GÖZETMEYENLER
ALLAH KORKUSU
DÜNYA HAYATI
ŞİRK KOŞMAK
İNFAK ETMEK
İSRAF ETMEK
İNKAR EDENLER
İMANI ZULÜMLE KARIŞTIRMAK
SABRIN ÖNEMİ
KADERE TABİ OLMAK
MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ
ALLAH'IN YARDIMI
ÇOĞUNLUĞA UYMA YANILGISI
GÜZEL SÖZ SÖYLEMEK
İYİ VE GÜZEL DAVRANIŞLAR
KÖTÜ AHLAK ÖZELLİKLERİ
TEVBE ETMEK
KEHF EHLİ
KALPLERİN TATMİNİ
İNSANIN FITRATI
YAĞMUR VE YERALTI SULARI
 

 

İNFAK ETMEK

Sağanak Yağmurda Sırılsıklam Bırakılan Kaya Örneği

İnfak bir insanın sahip olduğu malını ve imkanlarını Yüce Allah'ın yolunda kullanması demektir. Bu nedenle tüm ibadetlerde olduğu gibi, infak ederken de, bu ibadetin hikmetinin akılda tutulması çok önemlidir. Çünkü infak müminler için manevi bir arınma ve temizlenme vesilesidir.

Malını Allah yolunda, sadece O'nun rızasını kazanmak amacıyla harcayanların mallarında bir eksilme olmayacağı ve kazançlarının daima bereketli olacağı; buna karşılık insanlara gösteriş amaçlı, isteksizce harcama yapanların ise yaptıklarının ahirette kendilerine bir yarar sağlamayacağını Yüce Allah Kuran'da çıplak kalan kaya örneği ile hikmetli bir biçimde açıklar. Rabbimiz bu kimselerin samimiyetsiz şekilde infak etmelerini ve kazandıkları paranın hiçbir şeye güç yetiremeyeceğini Bakara Suresinde şöyle bildirmiştir:

Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağanak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez. (Bakara Suresi, 264)

İman etmeyenler mallarına dünya hayatında çok değer verirler, büyük bir sevgi ve tutkuyla bağlanırlar. Oysa bu mallar müminler için sadece kendilerine Yüce Allah'ın rızasını kazandırmasını umdukları birer vesiledir. Müminler sahip oldukları herşeyin gerçek sahibinin Yüce Allah olduğunu bildikleri için, infak ibadetini çok büyük bir istekle yerine getirirler. Tüm nimetleri sadece Allah'ın rızasını kazanmak için büyük bir şevkle kullanmaları ve infak etmeyi Yüce Allah'a yakınlaşmaya bir vesile olarak görmeleri, müminlerin Rabbimize olan sadakatlerini, O'nun rahmet ve hoşnutluğunu dünyadaki hiçbir şeye değişmeyeceklerini, bu uğurda herşeyi feda edebileceklerini en güzel şekilde ortaya koyar.

Sağanak Yağmur Aldığında Ürünlerini İki Kat Veren Bir Bahçe Örneği

Şeytanın Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlara verdiği telkinlerden biri; bu kişilere mallarını kimseyle paylaşmadıkları, saklayıp biriktirdikleri takdirde daha zengin olacaklarını ve geleceklerinin ancak bu şekilde garantiye alınacağını zannettirmesidir. Zahirde (dış görünüşte) verilen ya da paylaşılan herhangi bir şey azalır, olayları yalnızca dış görünüşüyle değerlendiren, yüzeysel düşünen bazı insanlar, şeytanın bu kandırmacasına kolaylıkla aldanabilirler. Ancak bu kişiler Yüce Allah`ın Zülcelal-i Ve'l İkram (büyüklük ve ikram sahibi) sıfatını, dilediği kişiye kat kat artırdığını, ihsanı, ikramı bol olan olduğunu hesaba katmamaktadırlar. Nitekim Yüce Allah Kendi rızası için infak edenlerin üzerindeki bereketini arttıracağını şu hikmetli örnekle bildirmektedir:

"Yalnızca Allah'ın rızasını istemek ve kendilerinde olanı kökleştirip-güçlendirmek için mallarını infak edenlerin örneği, yüksekçe bir tepede bulunan, sağanak yağmur aldığında ürünlerini iki kat veren bir bahçenin örneğine benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmese de bir çisintisi (vardır). Allah, yaptıklarınızı görendir." (Bakara Suresi, 265)

Ayetteki örnek Yüce Allah'ın Kuran'da iman edenlere bildirdiği bir sırdır. Bu nedenle iman edenler sadece Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini, cennetini ve bereketini kazanmak için infak ederler. Onlar Allah yolunda mallarını ve canlarını harcadıkça, helale-harama dikkat ettikçe, Yüce Allah onların zenginliklerini artırır, işlerini kolaylaştırır, Kendi yolunda harcayacakları daha çok olanak yaratır. Hiçbir endişe ve gelecek kaygısı duymadan, Allah'tan korkup sakınarak O'nun sınırlarını koruyan her mümin kendi hayatında bu sırrı yaşar. Böylece infak etmenin, Allah yolunda harcama yapmanın hem ecrini alır, hem de bereketini kazanır.

 

 

"...Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi, 32)

Bu ayette Hz. Süleyman'ın, sahip olduğu ihtişamlı mallarla ilgili olarak Allah'ı övgüyle yücelttiği haber verilmiş, mala olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğu vurgulanmıştır. Hz. Süleyman sahip olduğu malları kendisine Allah'ın verdiğinin farkındadır, bunlardan zevk almakta ve şükretmektedir. www.hzsuleyman.com

Kuran'ın diğer bazı ayetlerinde, mal sevgisinin insanları saptırabileceği haber verilir. Bazı insanlar ellerindeki malı sahiplenerek bundan dolayı kibirlenirler. Allah'a muhtaç olduklarını unutur ve daha fazla mal edinmek için hırsa kapılırlar. Allah'a kulluk etmek için yaşayacaklarına, zenginlik için yaşarlar.

Hz. Süleyman kıssası bize müminlerin mal ve mülke bu tür insanlardan çok daha farklı baktığını, bunları sadece Allah'ı zikretmek için birer vesile olarak gördüğünü göstermektedir. Müminler tüm malın ve mülkün Allah'a ait olduğunu, O'ndan geldiğini ve yine O'nun dilemesiyle yok olacağını çok iyi bilirler.

Kendilerine verilen zenginlikten dolayı kibirlenmez, şımarmaz ya da ellerindekini kaybetmekten korkmazlar. Allah'ın vermiş olduğu tüm imkanlara şükreder ve bu imkanları O'nun rızası için O'nun yolunda kullanırlar. İman eden bir kimse, Allah kendisine büyük bir mülk, ihtişam ve iktidar nasip ettiğinde de, bunların hepsini birer nimet ve imtihan vesilesi olarak görür, Allah'a olan saygı, korku ve sevgisi daha da artar. Hz. Süleyman, kimseye nasip olmayan bir iktidarı elinde tutmasına rağmen, her zaman Allah'a karşı içli ve derin bir saygı içinde olmuş ve tüm imkanlarıyla O'nun dinine hizmet etmiştir.

Hz. Süleyman, malı, Allah rızası için sevmiştir. Kuran'da Hz. Süleyman'ın Allah'tan, yine O'nun yolunda harcamak için kendisine büyük bir mülk nasip etmesini istediği bildirilmektedir. Hz. Süleyman kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde Allah'a yönelmiş (Sad Suresi, 30), Rabbimiz'e karşı boyun eğici ve teslimiyetli davranmıştır. Sahip olunan zenginlikler Allah'ın rızasını kazanacak işlerde kullanılırsa, bu yapılanlardan Allah'ın hoşnut olması umulur.

 

 

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Ali-imran Suresi, 92)

Bu ayette çok önemli bir gerçek bildirilmiştir. İnsanları gerçek anlamda iyiliğe ulaştıracak olan en temel ahlak özelliklerinden biri "fedakarlık"tır. Gerçek anlamda fedakarlık; insanın Allah rızası için değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden ve seve seve feragat edebilmesidir. Sonsuz güç sahibi Yüce Rabbimiz için gerektiğinde her türlü zorluk ve sıkıntıyı göze alabilmesi, bu konuda elinden gelenin en fazlasını yapabilecek şevk, azim ve iradeyi kendisinde bulabilmesidir. Kendi menfaatleriyle, Allah rızası arasında seçim yapması gerektiğinde kendi çıkarlarından vazgeçebilmesi, bu uğurda maddi manevi her türlü özveride bulunabilmesidir. www.kotuluguemredennefs.com

Ancak insan nefsi bencillik, egoistlik gibi çeşitli kötü ahlak özelliklerine yatkın bir yapıda yaratılmıştır. Nefsini eğitmediği takdirde, bu bencilce duygular kişinin tüm ahlakına hakim olabilir. Böyle bir kişi ise genellikle herkesten çok hatta çoğu zaman yalnızca kendisini düşünür. Kendisi için daima herşeyin en iyisini, en güzelini, en mükemmelini ister. Ona karşı herkesin olabildiğince anlayışlı ve özverili bir yaklaşım içerisinde olmasını bekler. Herhangi bir zorlukla karşılaştığında, çevresindeki insanların kendisi için her türlü risk ve sıkıntıyı göze almalarını; kendi menfaatlerinden ödün verme pahasına da olsa, ona destek olmalarını bekler. İçten içe hep kendi istek ve çıkarlarını korumak, kendi rahatını ve konforunu sağlamak ister. Aksi bir durumda ise, -çıkarlarını korumak ve kendisine bir zarar gelmesini engellemek adına- değer verdiği pek çok şeyi gözden çıkarabilecek bir tavır gösterebilir.

Nefsin bu zayıflıklarından kurtulmak ise ancak, imanı kavramak ve Kuran ahlakını yaşamakla mümkün olur. Kuran'da bildirilen gerçekleri ve Allah'ın emrettiği üstün ahlak anlayışını kavrayan bir kimse, hayatının her anında fedakarlık gösterebilecek bir ahlaka ulaşabilir.

 
Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır