EN GÜZEL ÖRNEKLER ALLAH'A AİTTİR
HİKMETLE UYARMANIN ÖNEMİ
ALLAH'IN SONSUZ GÜCÜ
ALLAH'IN DELİLLERİ
ALLAH'I ANMAK
KURAN'IN İNDİRİLİŞ AMACI
ALLAH'IN SONSUZ NİMETLERİ
ALLAH RIZASINI GÖZETMEYENLER
ALLAH KORKUSU
DÜNYA HAYATI
ŞİRK KOŞMAK
İNFAK ETMEK
İSRAF ETMEK
İNKAR EDENLER
İMANI ZULÜMLE KARIŞTIRMAK
SABRIN ÖNEMİ
KADERE TABİ OLMAK
MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ
ALLAH'IN YARDIMI
ÇOĞUNLUĞA UYMA YANILGISI
GÜZEL SÖZ SÖYLEMEK
İYİ VE GÜZEL DAVRANIŞLAR
KÖTÜ AHLAK ÖZELLİKLERİ
TEVBE ETMEK
KEHF EHLİ
KALPLERİN TATMİNİ
İNSANIN FITRATI
YAĞMUR VE YERALTI SULARI
 

 

İNKAR EDENLER 

"Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak. Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller." (Müminun Suresi, 54-56)

Din ahlakından uzak yaşayan kimi insanlar, dünya hayatını nimetler içinde geçiriyor olabilirler. Bir insanın dünya hayatında isteyebileceği neredeyse herşeye; zenginliğe, güzelliğe, şan, şöhret, itibar ve akla gelebilecek büyük küçük her türlü imkana sahip olabilirler. Ancak Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği gibi, bunların hiçbiri onlara hayırdan yana bir şey kazandırmaz, onlar için gerçek anlamda birer nimete dönüşmez. Allah tüm bunları onların dünyada ve ahirette tadacakları azabın şiddetinin daha da artması için vermektedir. Allah onlara görünürde nimet vermekte, ama bunlardan zevk alacak ruhu yaşamalarına izin vermemektedir. Dolayısıyla bu insanlar dünya hayatının tüm güzelliklerini elde etseler de, bir anlamda "nimet içinde mahrumiyet" yaşarlar. Bir insanın isteyebileceği herşeye sahip olması, ancak bunlardan gerçek anlamda zevk alamaması ise büyük bir azaptır. Oysa din ahlakına sahip olsalar, bu nimetlerden hiç tahmin edemeyecekleri kadar derin bir zevk alacaklardır. www.dinsizligindini.com

Bu gerçek, müminlerin hayatlarında çok belirgin bir şekilde görülür. Müminler hiçbir zaman bıkkınlığa kapılmazlar. Aksine her geçen gün, ruhlarındaki derinliğin artmasıyla birlikte, ellerindeki nimetlerin kıymetini daha da detaylı olarak anlarlar. Bunlardan her geçen an daha fazla zevk almaya, daha fazla heyecan duymaya başlarlar. Bunların her birini, Allah'ın kendilerine olan rahmetinin, sevgisinin ve lütfunun tecellileri olarak görürler.(Allah Korkusu)

 

‘Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.’ (Yunus Suresi, 44)

Bu ayette, Allah'ın kendilerine rahmet olarak gösterdiği yoldan yüz çeviren ya da bu yola gereği gibi uymayan insanların, yaşadıkları olumsuzlukları kendi çabalarıyla elde etmiş oldukları bildirilmektedir. Yunus Suresi'ndeki bu ayet insanların bu durumunu açıkça ortaya koymaktadır.

Din ahlakından yüz çevirmiş olan bazı insanlar, Allah'ı unutup (Allah'ı tenzih ederiz.), mutlu olmanın yollarını ararlar. Halbuki mutlu olmanın yolu aslında son derece kolaydır. Allah, indirdiği hak kitap Kuran ile insanlara mutlu olabilmenin sırrını bildirmiştir. İnsan ancak kendi yaratılışına, Allah'ın kendisi için belirlediği fıtratına uygun şekilde davrandığı takdirde güzel bir hayat yaşayabilir. Allah'ın kendilerine rahmet olarak gösterdiği bu yoldan yüz çeviren ya da bu yola gereği gibi uymayan insanlar, kendi elleriyle kendilerine mutsuz bir dünya oluşturmuş olurlar. Kısacası bu insanlar kendi kendilerine azap ederler. www.hayatingercekkokeni.com

Örneğin duygusallık, aslında zannedildiği gibi kişinin doğuştan sahip olduğu ya da terk edemeyeceği bir karakter özelliği değildir. Titizlikle kaçınılması gereken bu ruh hali, kişinin bilinçli ya da bilinçsiz telkinle elde ettiği bir yöndür. Dolayısıyla duygulara kapılmanın -ağlamanın, hüzünlenmenin, öfkelenmenin- iradeleri dışında olduğunu, buna karşı koymaya güç yetiremediklerini iddia edenler de samimi olarak düşündüklerinde bunun geçerli olmadığını göreceklerdir. Örneğin ağlayan, üzgün bir kişiye büyük meblağda bir para teklif edildiğinde ya da ciddi bir başka menfaat sunulduğunda bu kişinin birden bire neşelenebilmesi, istediği, gerekli gördüğü takdirde bu ruh halinden kolaylıkla çıkabileceğinin en net göstergesidir. O zaman kişinin özel olarak elde ettiği bu duygusal yön, hem çevresine karşı vicdansızca bir tavır, hem de Allah'ın Kuran'da haber verdiği gibi kişinin kendi kendine zulmetmesidir. Bu kendi kendine zulmetme yanılgısından kurtulmak ise ancak Allah'a karşı mutlak bir samimiyet ve derin bir imanı yaşamakla mümkün olmaktadır.

 

 

Haykıran Hayvan Örneği

Yüce Allah her insanı, belirli bir anlayış ve düşünme yeteneğiyle yaratmıştır. Ancak bu yeteneğin gereği gibi kullanılabilmesi yalnızca samimi imanın yaşanmasıyla mümkün olur. Rabbimiz kullarına doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü, insanın aklını nasıl kullanabileceğini, bu kavramlar arasındaki farkı nasıl görebileceğini ve nasıl düşünmesi gerektiğini ayetlerle bildirmiştir. Kuran'ı kendisine rehber edinen bir insan, bu bilgiler doğrultusunda yaşadığı için, Allah'ın izniyle gerçek akla ve dürüst bir vicdana sahip olur. Mümin, Yüce Allah'ın Kuran ile bildirdiği bu gerçekleri kavrayarak Kuran ahlakına göre yaşar ve akıl kazanır.
http://www.yapilanlarinkarsiligi.com  

İman etmeyen insanlar ise akıldan yoksun bir topluluk oluşları nedeniyle bu gerçeklerden habersizdirler ve yaşamlarını çarpık temeller üzerine kurmuşlardır. Bu kişiler ne kadar zeki olurlarsa olsunlar, iman etmedikleri sürece, Yüce Allah'ın kudretini takdir edebilecek, yaşadıkları dünyanın geçiciliğini anlayacak ve bunun sonucunda ne yapmaları gerektiğini kavrayacak bir akla sahip olamazlar. Akıl, sadece Allah'ın dilemesiyle oluşan, iman edenlere ait bir anlayış ve kavrama gücüdür. Yüce Allah Kuran'da düşünmeyen ve akletmeyen insanların bu şuursuzluklarını ve kavrayış eksikliklerini laftan anlamayan, akla sahip olmadığı için, sürekli bağırıp çağıran bir hayvan örneğiyle haber vermiş, bu özelliklerinden dolayı söz konusu insanların kör, sağır ve dilsizler olduğunu bildirmiştir:

“İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.” (Bakara Suresi, 171)

 
Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır