EN GÜZEL ÖRNEKLER ALLAH'A AİTTİR
HİKMETLE UYARMANIN ÖNEMİ
ALLAH'IN SONSUZ GÜCÜ
ALLAH'IN DELİLLERİ
ALLAH'I ANMAK
KURAN'IN İNDİRİLİŞ AMACI
ALLAH'IN SONSUZ NİMETLERİ
ALLAH RIZASINI GÖZETMEYENLER
ALLAH KORKUSU
DÜNYA HAYATI
ŞİRK KOŞMAK
İNFAK ETMEK
İSRAF ETMEK
İNKAR EDENLER
İMANI ZULÜMLE KARIŞTIRMAK
SABRIN ÖNEMİ
KADERE TABİ OLMAK
MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ
ALLAH'IN YARDIMI
ÇOĞUNLUĞA UYMA YANILGISI
GÜZEL SÖZ SÖYLEMEK
İYİ VE GÜZEL DAVRANIŞLAR
KÖTÜ AHLAK ÖZELLİKLERİ
TEVBE ETMEK
KEHF EHLİ
KALPLERİN TATMİNİ
İNSANIN FITRATI
YAĞMUR VE YERALTI SULARI
 

 

ALLAH KORKUSU

"Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin." (Al-i İmran Suresi, 102)

Ayette Allah korkusunun önemi bildirilmiştir. Nitekim Kuran ahlakı Allah rızası ve korkusu üzerine kurulmuştur. Allah'tan gereği gibi korkanlar ve yalnızca Allah'ın rızasını arayanlar din ahlakını samimi olarak yaşayabilirler.

"Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerektiği", Kuran'da son derece açık ve ayrıntılı olarak haber verilmiştir. Müminin Allah korkusu;

  • Son derece içli ve saygı dolu bir korkudur.
  • Diğer korkular gibi insana sıkıntı ve azap veren bir korku değildir. Tam tersine, insana kulluğunu ve aczini hatırlatan, onun aklını ve şuurunu açıp geliştiren, insanı üstün bir ahlak seviyesine ulaştıran ve Allah'a yaklaştıran saygı dolu bir korkudur.
  • Müminin ahirete olan özlemini artıran, ümit ve şevkini körükleyen, onu kötülüklerden uzaklaştırıp, Allah'ın rızasına, rahmetine ve cennetine yaklaştıran, bundan dolayı da çok büyük manevi haz içeren bir duygudur.
  • Mümini Allah'ın sınırlarını korumada, Allah'ın rızasını aramada son derece yüksek bir şuura, dikkate ve titizliğe ulaştırır.


Mümin Allah'tan korkarken Allah'ın şefkatini, merhametini, bağışlayıcılığını; O'nun nimetler lütfeden, tevbeleri kabul eden olduğunu da hatırından çıkarmaz. Bu da hissettiği içli korkuyla beraber, bir yandan da içinde çok güçlü bir umut taşımasına sebep olur. İçindeki Allah korkusu, Allah'ın bu sıfatlarını da çok derin ve geniş bir biçimde tefekkür etmesine, Allah'ın üstünlüğünü ve büyüklüğünü çok daha iyi takdir edebilmesine, dolayısıyla Allah'a daha fazla yakınlaşmasına vesile olur. Allah'ın merhametinin, şefkatinin, bağışlamasının büyüklüğünü daha iyi idrak eder.

Ayetin devamında Rabbimiz kullarını hayatlarının son anına kadar Müslüman ahlakına uygun yaşamaları konusunda uyarmaktadır. Yalnızca Allah'tan korkan, sadece Allah'ı hoşnut etmeye çalışan, her zaman vicdanlarıyla hareket eden, Kuran'da bildirilen güzel ahlakı yaşayan, daima Allah'ın sınırlarını koruyan, her durumda Rabbimiz'e yönelen müminleri, Allah'ın izniyle hiçbir koşul ya da olay gerçek amacından saptıramaz; din günü hesabını veremeyecekleri bir şeye asla yöneltmez.

 

‘‘Ey iman edenler, Allah’tan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.’’ (Enfal suresi, 29)

Allah Kuran'ın bu ayetinde, ancak Kendisi'nden korkup sakınanlara verdiği özel bir anlayış olduğunu bildirmektedir. Doğruyu yanlıştan ayıran bu anlayış kuşkusuz “akıl”dır. Fakat Allah, aklı insanlara ancak samimi iman ile birlikte vermektedir. Kuran'da, aklın, insanlara çok üstün bir hayat tarzı, çok ileri bir kavrayış ve düşünme yeteneği sunan büyük bir nimet olduğu bildirilmiştir. Akıl, Allah'ın insanlar için belirlediği ve uyulduğunda en mükemmel sonuçlara ulaştıran ve kişinin Kuran ahlakını yaşamasından ve Allah korkusunu hissetmesinden kaynaklanan bir üstünlüktür. Akıllı bir insan, karşılaştığı olaylarda pek çok insanın göremediği detayları görebilir, ince teşhisler yapabilir, olaylardan en doğru ve en hikmetli sonuçları çıkarabilir. Geçmişteki tecrübelerini en iyi şekilde değerlendirerek, bunları en gerekli yerlerde en akılcı şekilde kullanabilir. Tüm bunların yanında akıl, kişinin ruhunda, güzelliklerden çok fazla zevk alabilmesini sağlayan bir derinlik de oluşturur. Bu nedenle çoğu insanın sıradan karşıladığı ve büyük bir alışkanlıkla baktığı pek çok şeyin ardında gizlenen güzellikleri, akıl sahibi insanlar hemen görebilirler.

Bunun tam tersi olarak, imanı yaşamayan kişilerde görülen en belirgin etkilerden biri 'akılsızlık'tır. Bir kişi Kuran ahlakından uzaklaştığında ya da iman ettiğini söylediği halde samimiyetsiz davrandığında, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme özelliğinden yoksun kalır. Bunun en önemli alameti ise kişilerin içerisinde bulundukları durumu görüp Kuran'a uygun şekilde teşhis yapamamaları ve Kuran'ı kavrayamamalarıdır. Unutulmamalıdır ki Rabbimiz, Kendisi'ne yönelen ve samimi olan her insanı akılsızlıktan arındırabilir ve ona dünyada ve ahirette kurtuluşa ulaşmasını sağlayacak bir şuur açıklığı, akıl ve anlayış verebilir.

 

 

Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr Suresi, 18)

Ayette Allah korkusuna dikkat çekilmiş ve herkesin ahiret günü bu dünyada yaptıklarıyla karşılık göreceği bildirilmiştir.

Geçici bir yurt olan dünyanın yaratılış sebebi Kuran'da bildirildiği gibi "imtihandır". (Enbiya Suresi, 35) Allah an an karşımıza çıkardığı çeşitli olaylarla bizleri denemektedir. Asıl yurt ise ahirettir. Herkes din gününde Allah'ın huzurunda hesap verecek ve dünya hayatı boyunca yaptıklarının ve yapmayıp ertelediklerinin karşılığını görecektir. Bu sebeple insanın yaşadığı her anın çok büyük değeri vardır. Bu gerçeğin bilincinde olan müminler, hayatlarının her anını Allah'ı daha fazla razı etmek için çaba göstererek geçirir, hayırlarda yarışırlar.

Ayette de bildirildiği gibi bir müminin her an ahireti için bir hazırlık yapması ve sık sık ahireti için neleri takdim edip gönderdiğine, hangi fırsatları değerlendirip ahireti kazanmaya çalıştığına bir bakması şarttır. İnsan sabah kalktığı andan, akşam yatana kadar geçen her anından sorumludur. Her anın tek tek hesabını verecektir. Bu nedenle dünya hayatında ne kadar çok salih amelde bulunursak ahirette ona göre karşılık göreceğimizi hiç unutmamamız gerekir.

Allah şu ana kadar yaşamış olan, şu an yaşayan ve bundan sonra yaşayacak olan tüm insanların hayatlarının her saniyesinin bilgisine sahiptir. Kimin ne zaman, nerede doğduğu ve öldüğü, yaşamı süresince neler yaptığı, hangi amaçlar uğruna çaba harcadığı gibi tüm detaylar O'nun bilgisi dahilindedir. Çünkü O tümünün Yaratıcısı'dır. Üstelik bu insanların her an yaptıkları işlerin yanında, kalplerinden geçirdikleri tüm bilgiler de Allah'tan gizli kalmaz. Allah insanların içlerinden geçirdikleri, niyet edip uygulamadıkları, gizlice tasarladıkları herşeyden haberdardır.

 

 

“Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cehd edin (çaba harcayın), umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide Suresi, 35)

Bu ayette Allah, müminlere sadece Kendisi'nden korkmaları gerektiğini bildirmektedir. Allah'ı tüm sıfatlarıyla tanıyan, O'nun büyüklüğünü gereği gibi takdir edebilen, akıl ve vicdan sahibi her insan, Allah'tan gücü yettiğince korkup sakınır. Mümin, Allah'ın azabından, Allah'ın hoşnutluğunu ve sevgisini kaybetmekten büyük bir korku duyar ve bu nedenle hayatı boyunca çok ciddi ve samimi bir çaba içerisinde olur.(Kuran Ahlakı)

Rabbimiz bu ayetiyle insanları Kendisi'ne yakınlaşmak için yollar aramaya çağırmıştır. Allah'a yakınlaşmak, örnek ve önder bir mümin olmak için gayret sarfedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle bir müminin yaşamının en büyük hedefi Allah'ın bu çağrısı doğrultusunda çaba harcamak ve gelmiş geçmiş tüm insanlar arasında Allah'a en yakın kul olmaya çalışmaktır. Bu konuda müminlerin kendilerine örnek aldıkları kimseler ise peygamberlerdir. Peygamberlerin Allah'a olan yakınlıkları, onların Allah'tan çok korkan ve Allah'ı çok seven, takva sahibi, güzel ahlaklı ve samimi insanlar olmaları nedeniyledir.

Kendisine peygamber ahlakını ve samimiyetini örnek alan her kişi, Allah'tan korkup sakınarak, Kuran'ın hükümlerini titizlikle yerine getirerek ve hayatını Allah'ın rızasını kazanmaya adayarak Allah'a yakın olabilmeyi umabilir. Bir insanın Allah'a yakınlık konusunda gelişme gösterebilmesi yalnızca samimi bir istekle, birkaç saniye içinde olabilir. Çünkü Allah insanlara çok yakındır ve kullarının dualarına icabet edendir. Bu yüzden bir insanın Allah ile yakınlaşması yalnızca kesin bir niyetine bağlıdır. www.duaetmek.com 

Ayetin sonunda, Allah yolunda çaba gösteren, Allah'ın hükümlerine göre yaşayan, Allah korkusuna sahip müminlerin kurtuluşu yani Yüce Allah'ın rızasını ve cennet hayatını umabileceği müjdelenmektedir.

 

 

Binasının Temelini Göçecek Bir Yarın Kenarına Kuran Kimse Örneği

İnşaat mühendisleri yeni bir bina yapımına başlarken ilk önce zeminin detaylı bir araştırmasını yaparlar ve depreme, sele, heyelanlara karşı dayanıklı olan sağlam kayalık alanların bulunduğu yerleri tercih ederler. Dere yatakları, uçurum kenarları ve bataklık alanlar ise binaların yapılması için son derece riskli yerlerdir. Çünkü buralarda meydana gelen herhangi bir doğal afet binaların kolaylıkla çökmesine neden olur. Yüce Allah hikmetli bir örnekle Kuran'da bildirilen şekilde imana sahip olmayan kişilerin yaşamlarının da tıpkı,"yıkılacak yar"ların kenarlarına kurulu binalar gibi yok olacağını bir ayette şöyle bildirmiştir:

“Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 109)

Yüce Allah'ın büyüklüğünü kavramak bu gerçeği sözle tasdik etmekten ibaret değildir. Müslümanlar Allah'ın varlığının ve büyüklüğünün farkına varan, O'ndan "korkup-sakınan" ve hayatlarını farkına vardıkları bu gerçeğe göre düzenleyen insanlardır. Ancak bazı insanlar Yüce Allah'ın varlığını hakkıyla takdir edip anlayamadıklarından, O'ndan Kuran'da buyrulduğu gibi "korkup-sakınmazlar”. Bu özellikteki insanlar kendilerini yaratmış olan Yüce Allah'ı unutarak, kendilerine Allah'a imandan ve Kuran ahlakından uzak bir hayat kurmaya çalışırlar. Yüce Allah yukarıdaki ayette böyle bir yaşamın "boş ve çürük bir temele" dayandığını, yıkımla bitmeye mahkum olduğunu kullarına haber verir.

Hayattaki tek amaçları "dünyevi" isteklerini yerine getirmek olan ve ahiret hayatlarına yönelik bir çaba harcamayan bu insanlar, hedeflerine ulaşmak için ellerinden geleni yaparlar. Fakat yaptıkları her şey ölümle birlikte yok olacak olan dünya hayatına yöneliktir ve birçoğu da henüz hayattayken kaybedilebilir. Ayrıca bu tür kişiler iyilikleri dahi çıkarları için yaptıklarından ve Allah'ın razı olmadığı bir ahlak yapısına sahip olduklarından dolayı, bu iyiliklerin de Rabbimiz Katında hiçbir değeri olmayabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu nedenle Yüce Allah, insanın herşeyden önce Allah korkusu ve Allah rızası temeline dayanan bir kişilik edinmesi gerektiğini, aksine bir yapının hüsranla sonuçlanacağını bu hikmetli örnekle bildirmiştir.

Yuvarlanan Taşlar Örneği

Yüce Allah Kuran'da insanlara sonsuz kudretini, makamının yüceliğini ve üstünlüğünü, Kendisi'ne karşı gelenler için hazırladığı azabın şiddetini ve büyüklüğünü detaylı olarak anlatmıştır. İnsan gücü yettiğince Rabbimizin tehdit ettiği azabın -cehennem azabının- büyüklüğünü, boyutlarını ve sonsuzluğunu tefekkür etmelidir. Bunun sonucunda kalbinde doğal olarak Allah korkusu oluşacaktır. Bu korku, iman edenlerin Yüce Allah'ın emir ve yasaklarını titizlikle korumalarını sağlar. Kuran'da, bu saygı dolu korkunun ne denli güçlü bir his olduğunu belirtmek için, müminler üzerinde tecelli eden Allah korkusu hikmetli bir örnekle anlatılmaktadır. Ayette şöyle buyrulmaktadır:

Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir. (Bakara Suresi, 74)

Ayette tarif edilen Allah korkusunun diğer dünyevi korkularla karıştırılmaması için, Yüce Allah Kuran'da, Kendisi'nden korkan müminlerin hislerini, ruh hallerini ve korkularının şiddetini yuvarlanan taşlara benzeterek vurgulamaktadır. Gerçekten de müminin Allah korkusu başka hiçbir korkuya benzemeyen, son derece içli ve saygı dolu bir korkudur. Bu korku diğer korkular gibi insana sıkıntı ve azap veren bir korku türü değildir. Tam tersine, insana kulluğunu ve aczini hatırlatan, onun aklını ve şuurunu açıp geliştiren, insanı çok üstün bir ahlak seviyesine ulaştıran bir korkudur. Bu korku müminin ahirete olan özlemini arttıran, ümit ve şevkini körükleyen bir korkudur. Allah korkusu, müminin Yüce Allah'a olan yakınlığını ve sevgisini kat kat artıran, ona büyük manevi hazlar yaşatan asil bir duygudur.

 

 
Bu Site Harun Yahya Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanmıştır